Profil Fotoğrafı Falcısı

“Bu profil fotoğrafındaki kadın piyanist eş istiyor,” dedim. Parayı kucağıma atıp çıkışana bakılırsa fal sonucundan memnun değildi. Pembe saçlı yeni müşteri ağlayarak sevdiği kişinin profil fotoğrafını uzattı. Adamın kızı sevmediğini kollarının oluşturduğu çizgilerden anladım. Ayrıca oturma şekline, bakışlarına ve tişörtünün rengine göre adam bu kızı özleyecekti ama bunu söylemedim. Çünkü falın bir kısmını kendime saklamak hoşuma gider. Kız onu sevmiyordu. Mesele elde etmek istediği adamı başka birine kaptırdığı için yediği gol olmalıydı. Kızın yapmacık ağlaması azaldıkça, çiğnediği sakızın gürültüsü artmaya başladı. Yediği golün sahasında bile olmadığını ifade etmesi için Paris’de çekmesi gereken profil fotoğrafının tarifini verdim. Ödediği dolgun ücret hafızamdaki sakız şakırtısını silmedi. Para tomarlarını biraz sallayıp çıkan hışırtılarla kötü sesleri temizledim. “Modern İnsan Eziyetleri” adlı bir kitap yazdığım alternatif hayatı hayal ederek yeni müşteriyi bekleme anımı doldurdum.

Sıradaki müşterinin gösterdiği profil fotoğrafı eşinindi. Kadın parasının yüklü bir kısmını elbise olarak üstünde taşıyordu. “Miras giydi,” diye mırıldandım ve gülüşümü onu karşılamak için kullandım. Başı havada ve hafif yatık haldeydi. Her an “Hıh, öyle miymiş?” der gibi. Benim başım da onunkine ayak uydurmazsa ayıp olur. Kafa diliyle konuşurken bir yandan normal dille konuşacaksam müşterinin çift ödeme yapmasını beklerim. Fotoğrafa göre eşi çocuk istiyordu ama kadın buna hazır değildi. Odadaki oksijeni bencilce tüketmesinden de belli. Seansı bitirip kadının burnundan ayrılmalıydım. “Eşiniz çocuk istiyor,” dedim. Pek inanmış gibi durmuyordu. “Fincandaki telveye bakıp kısmeti gördüğüm gibi eşinizin profil fotoğrafından da çocuk beklentisini görebiliyorum,” dedim ve kapıyı gösterdim. Kadının nefesi odadan çıkınca rüzgarına alışan perdeler sitemle duruldu ve sıradaki girdi.

Bu müşterinin yüzü “Öleceksin,” diyor, kaşları da baktığı kişiyi nasıl öldürmesi gerektiğini düşünür gibi kıvranıyordu. Müşteriden hoşlanmadım ama sakız çiğnemiyor, sessizce nefes alıyor ve başı da düzgün duruyordu. Bir çok kişiye öldürücü darbeler savurduğu için omuzlarının yapısı bozulmuştu. Gösterdiği profil fotoğrafındaki kişi, bu müşterinin sonunu getirecekti. Ölüm omuzlu adamın mesaisinin bitmesinden memnun olurum. “Birlikte büyük kazançlar getirecek işler yapacaksınız,” dedim.

Sıradaki, önceden odaya giren müşterilerin bıraktığı kokuları katledip kendi kokusunun hakimiyetini ilan etti. Kimse kokusunu yaymaya tenezzül edemiyordu. Saksıdaki çiçekler buldukları bu boşlukta “Modern İnsan Eziyetleri” kitabına ekleme yapmak istedi. Varlıklar boş kaldığında insanlardan gördükleri eziyeti mi düşünür? Biraz daha fazla odada kalsaydı kokudan oluşan bir tasmayla parfümün götürdüğü yere gidecektim. Fotoğrafta başarı vardı. Koku bulutlarını aralayıp yüzüne daha net baktım. Bu kişi günün son müşterisi olmalı. Alınmamış kaşları ve makyajsız yüzü, yoğun parfüm sorununu önemsiz kıldı. Bu müşterinin bakıştığı kişinin mutlu olmasına sevinen gülüşü vardı. Bazı gülmeler vardır baktığı insanın mutlu olmasını istemez, bazı gülmeler senin ağlamana gülerim der ve bazı gülmeler de kas hafızasıdır yoksa gülünmemiştir. Seğirme gibi. “Bu kişiyle yola çıkman senin için iyi olacak,” dedim. Yüzlerden, kokulardan, sakızlardan ve burunlardan yorulmuş halde mesaiyi bitirdim.