Kavuşmaları engellemem. Baş ağrısı girsin, dolaşsın ve ağrıtsın. Ellerim saçlarımda gezsin. Başım yere düşsün, gözlerim kapansın.
Belki her kavuşmada bir yerler ağrıyordur. Keyfini süren ne bilsin. Hakkıdır, başım da ağrısıyla sarmaş dolaş olmalı. Önce biraz sağ taraf sonra ön ve arkalar… Günümün bir kısmını ağrıtan buluşmalara ayırabilirim.
Aşk randevu dinlemez. Hani desem “Randevu al da gel Başağrısı Hanım ya da Bey.” Bence sancıyan baş ağrısı erkek olmalı. Durmaksızın ağrıyan, kadın baş ağrısıdır. Hiç susmamak gibi. Çıkıp geldi mi mecbur durup ağrımak gerek.
Uykuya randevu mu veriyoruz? Haksızlık edemeyiz. Baş ağrısı da randevusuz gelebilmeli. Süresi mi? İstediğinde kalkıp gitmeli. Bakmaya süre biçiyor muyuz?
Büyük kararların baş ağrıması anında alındığını biliyor musun? Başına ağrı girdiğinde kendini yokla. Zihnini toparlamaya, gereksiz işleri bırakmaya, twitlerini ve instagram mesajları silmeye başlarsın. Akrabaları arama planı yapar, borçlarını listeler, verdiğin sözleri gözden geçirirsin. Hatırladığın konuşmalarını düşünür, üzdüğün herkese içinden özür dilersin. Duvarı karşına alırsın, baş ağrısı projeksiyon gibi duvara sorguladıklarını yansıtır, tek tek hepsinin üstesinden gelmeye çalışırsın.
Baş ağrısı, başını ağrıtacak işleri temizlemeye gelen bir peri değil de ne?
Fazla mı başın ağrıyor, o zaman yaptıklarını gözden geçir derim. Baş ağrısı gelmez olursa, artık seni kimse kurtaramaz. Kafanı bir yerlere vurup başın ağrıyormuş taklidi yaparak tekrardan ağrının rutin gelişini sağlamalısın. Çalışmayan arabayı vurdurmak gibi.
Bazen de zihninde çatışma çıkaracak bir konuşma duyduğunda düşüncelerin kavga etmeye başlar ve başın ağrır. Sonunda kabuğunu değiştirmiş zihninle yaşamaya devam edersin. Baş sancılarıyla doğan nice fikirler ve insanlar olur. Kulak ve göz kapılarından giren ziyaretçiler zihin şehrini şekillendirip değiştirirken, yıkım ve inşa anında ağrır başın. Metropolleşen zihinler de toplumu çekip çevirir, düşünce ülkesinin başketleri gibi.
En acıklı ağrı sebebi de unutursan sana iyi geleceklerin zihninden sürgüne gönderiliyor olması. Aklın kalbi yok. Her objenin eziyeti hissedecek kadar kalbi olduğunu sanıyorduk. Anılarının iyi veya kötü olması bu yüzden önemli değil. Çıkarlarına uymayanı dışarı atacak. Anılarınla barışmazsan ağrı sonrası kaybettiğin anılarından bir haber yaşıyorsun. Sonunda mutlu olursun ama ne pahasına?
