Elinin Kiri

Elime sıktığım sabunun sulu olduğunu anladığımda, taş kesilen yüzümde telaş başladı. Sulandırılan şeyleri sevmem. Elimin temizlenmesi için ihtiyaç olan sabun yoğunluğunu anlamıyor, suya tutunca elimdeki şeyi suluyormuşum gibi hissediyor, tekrar sulu sabundan alıp ovuşturup suya götürüyordum.

İnsan neden sabuna su katar? Demek ki süte de su katabilir! Başka nelere su kattı acaba? İnsanlar belli belirsiz beni de sulandırabilir. Köpürmüyor bile! Elime tükürmüşler de onunla yıkıyormuşum gibi bir köpük var. Sulu sabunla yıkadığı için kirli kalan eliyle tokalaşacak kadar küçük mü görüyor beni? Vahşiler! “Çek kirli ellerini üstümden!” demeliydim. Ellerinin kirli kalmasını kabul edebiliyorsa, başka neleri kirli kabul eder?

Hadi hâlâ temiz değilse? Kirli hissettiğim için elimi koklamaktan korkuyorum. En güzeli bunu bilmemek. Buradan çıkıp ona “Sabun neden sulu!” demeliyim. Artık konuşulacak hiçbir şey yok. Bu konu çözülmeli ve ne bitecekse bitmeli. Bazı kirler elde görünmez ama kokusu yayılır. Annemin eli yemek ya da bulaşık sabunu kokardı. Ama merhametiyle birleşince onlar esans olurdu.

“Elimi bulaştırdığın şeye bak!” demeliyim. İnsanlar birbirlerinin ellerini garip işlere ansızın bulaştırabilir. Bir bakmışsın elin kir içinde kalmış. Bazı kirleri yıkayacak sabun da bulamazsın. Ve kokusu! Sanki onun suçu değilmiş de ben fark etmeliymişim, elimi kire sokmadan. Alıştığınız hataların bedelini masum ellerim ödüyor. Temiz hissedesiye kadar yıkanmalıyım.

“Nerede kaldın! Sütlü çikolata hazır.” İçmezler sulu sütlü cıvık çikolatanı! Sulu şeyleri içire içire beni de sulu hâle getirecek. Bunlar vampirler gibi insanları sulandırarak çoğalıyor olabilirler. Bir bahaneyle buradan ayrılmalıyım.

-Çok uzun süre içeride kaldın. Bir sorun yok değil mi?

-Yok. Ne sorunu? Telefonum neredeydi?

-Bir koku mu var?

-Ne kokusu?

-Koklasana, böyle ilginç bir koku. Ellerinden mi geliyor?

-Bilmem, ben almıyorum bir koku. Ama süt sulu gibi, koku bardaktan geliyor olabilir?

-Sen elinin kirini bile anlayamıyor musun?