Muhabbet bitmeye yüz tuttu. Kucaklaşma, tokalaşma veya selamlaşma merasimi yaklaştıkça kaygılarım artıyor, konuların uzamasını ve “Geç oldu, gideyim. Hiç kalkmayın,” deyip ayrılmak istiyordum. Muhabbetin son kelimesi, birbirine çarpan insanları ön sırada izleyecek olmasının keyfiyle “Sonuncuyum,” diyerek gelip, odanın göbeğinde yankılandı ve herkes ayağa fırladı. Başka varlıkların da çarpışarak vedalaşanı var mıydı? Melekler bize gülüyor muydu? İlk sarılmayı akıl eden insan kimdi? “Sarıl ya Âdem,” denilmiş miydi? Sarılmanın eğitimi veriliyor muydu? “Durun, sarılmak dediğiniz nedir?” diyemeden sarılma ve tokalaşma faslı başladı. Son kelime “Akıllı düşünürken, deli yol alır,” dedi. Göz göze gelen, ona verdiği değere uygun şekilde ya kucağını açıyor ya elini uzatıyor ya da uzaktan selam veriyordu. Nice kıymetli insanlar, üç beş soğuk selam sonrası kıymetsiz hissetti.
Devamı: https://www.edebiyatdaima.com/daima-edebiyatin-22-sayisi-siirulke-siir-ekiyle-geliyor/
