Gardaki deli soranlara meleğini beklediğini söyledi. Mesaj attığını ve meleğe ulaştığını belirtti. “Bana yolu gösterecek. Gideceğimiz yeri bilen o,” dedi. Yolcular yönlerinden emin şekilde delinin etrafından geçiyor trenin peronlarını doldurup boşaltıyorlardı. “Bir konuyu danışmak için cennete gitmiş olmalı. Bu duraktan beni alacaktır,” dedi. “Delinin elindeki güllere bakılacak olursa beklediğini çok üzmüş olmalı,” diye mırıldanan kadınlar oldu. Delinin beli büküktür. Binlerce beden harıl harıl sağa sola yetişmeye çalışıyordu. Garın ortasındaki deliyi heykel sananlar vardı. Kimin koyduğu şaibeli bir heykel. “Başkalarından melek mi dileniyor?” diye homurdanan çocuklar oldu. “Dilenci mi? Dilenci, dilencidir,” sesleri yükseliyordu. “Paçalarındaki kanla bir alakası olabilir mi olayın?” “Kanlı bir dereden geçmiş ayakları.” Deli sadece yere bakıyor, beklediğine kavuşmadan hayatına devam edemiyordu. “Melekleri kaçırmış!” “Karpuz ezmiş gibi lekeli paçaları?” Raylarda hayat akmaya devam ediyor peronlardaki doldur boşalt sürüyordu. “Anne, meleğini kaçıran delirir mi?“
Garın göğü sakin, peronları gürültülüydü. Paçalardan kırmızılık akmayı sürdürüyor gül bütün garı kan kokutuyordu. “Anne, fesleğen mi kokuyor,” diyen çocuk bilmediğimiz kokuların konularına karışmayalım demek istiyordu. “Ben bir şey yapmadım! Gelecek tabii ki de. Burada bekliyorum.” “Anne, o bir şey yapmamış ama.” “Evet, bir şey yapmamıştır.” “Delinin gözlerine bakma yavrum bulaşıcıdır.” Kimse gülün gara yaydığı kan kokusunu şikayet etmiyor alışılan şeyler ürkütüyordu. “Gözleri dayanılmaz şeylere şahit olduğu için mi adamı terkettiler?” diyen yaşlı amcalar vardı. Delinin ağladığını gören olmamıştır. Pişman olduğuna inanan yoktu. Deli garın demir başı sayılıyor oturacak boş tabure aramak kadar bile ilgi çekmiyordu. Raylarda hayat akmaya peronlar dolup boşalmaya biletler kesilmeye devam ediyordu. Yol gösterecek bir melek gelmediği gibi gardaki deli de bir şey yapmadığını söylemeye devam etti. Deliyi gören olmamıştır.
